28 Mart 2017 Salı

BİR TAVADA İKİ YUMURTAYIZ ŞİMDİ



Farklı kümeslerde, farklı tavukların yumurtalarıyız biz. Ben Papatya Prenses, sen Ay Işığı.


Nasıl geldik buraya, bu tavanın içine. Ne zaman kesişti yollarımız. Nasıl sevdi yüreklerimiz birbirini. Mesafelere rağmen aramızda oluşan dostluk nasıl da yayıldı dalga dalga oralara, buralara.
Ne çok şey var paylaştığımız, birbirimizden öğrendiğimiz.

Sevginin dili her yerde aynı demek ki. Biz şanslı insanlardanız; sevgiyi tadabildiğimize, kana kana içebildiğimize göre dostluğun şerbetini.

Hayat bu işte!

Yaşamak bu!


Öyle kısa ki hayat. Yerli yersiz olumsuzluklara, küçük tatsızlıklara yer vermemeli yaşam içinde. Her anın tadını çıkarmalı doya doya. Sevmeli. Sevilmeli. İki yumurta olmalı mesela bir tavada kayısı kıvamında  pişen. Yüreğini batırabildiğin ta derinliklerine. Katık edebildiğin gönlüne. Buram buram dostluk kokan sıcacık iki yumurta. İmrenmeli tavada bizi yan yana görenler. O tada banmak istemeli yüreklerini.  İçmek istemeliler kana kana dostluğun şerbetini. Büyümeli, daha da büyümeli dostluklar. Birken iki, ikiyken üç, üçken beş olmalı…

Bir tavada pek çok yumurta olmalı.

Bir tavada iki yumurtayız şimdi. Sarısına doladığımız sevgimiz, beyazına yüklediğimiz hasretimiz var belki şimdi; ama her daim sıcacık, yemeye hazır iki yumurta.


İki yumurtayız bir tavada şimdi.



Metin: Sibel Unur Özdemir
Fotoğraflar: İnternet
Hazırlayan: Çocuk Yazını Kulübü
NOT: Çalışmalarımız izinsiz kullanılamaz. Ancak sitemiz adresini kaynak göstererek kullanabilirsiniz. 
















Hiç yorum yok:

Yorum Gönder